27 Eylül 2012 Perşembe

ŞİFA AYETLERİ

 بسم الله الرحمن الرحيم
وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ
وَيَشْفِ صُدُورَ قَوْمٍ مُؤْمِن۪ينَۙ
وَشِفَٓاءٌ لِمَا فِي الصُّدُورِ وَهُدًى وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَ
يَخْرُجُ مِنْ بُطُونِهَا شَرَابٌ مُخْتَلِفٌ اَلْوَانُهُ ف۪يهِ شِفَٓاءٌ لِلنَّاسِۜ
وَاِذَا مَرِضْتُ فَهُوَ يَشْف۪ينِۖ
قُلْ هُوَ لِلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا هُدًى وَشِفَٓاءٌۜ


اَللّٰهُمَّ صَلِّ عَلَي سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ نُورِ الْاَبْصَارِ وَضِيَائِهَا وَعَلَي اٰلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ * اَللّٰهُمَّ اَذْهِبِ الْبَاْسَ رَبَّ النَّاسِ لَا شِفَاءَ اِلَّا شِفَاؤُكَ * اَللّٰهُمَّ اشْفِ شِفَاءً لَا يُغَادِرُ سَقَمًا بِحَوْلِكَ وَقُوَّتِكَ وَجَبَرُوتِكَ اٰلِهِ الْحَقِّ آمِينْ * اَللّٰهُمَّ اشْفِ شِفَاءً عَاجِلًا بِسْمِ اللّٰهِ الْاَعْظَمِ وَبِكَنْزِ اللّٰهِ الْمُطَلْسَمِ وَرَصَدِ اللّٰهِ الْمُبْهَمِ وَبِصِرَاطِ اللّٰهِ الْمُقَدَّمِ وَبِرَسُولِ اللّٰهِ الْمُكَرَّمِ وَبِخَاتَمِ سُلَيْمَانَ ابْنِ دَاوُدَ عَلَيْهِ السَّلَامُ وَبِاَلْفِ اَلْفِ لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ

18 Eylül 2012 Salı

İŞ BULMAK İSTEYENLER VE İŞLERİN DÜZELMESİ İÇİN

İşlerinizin düzelmesi için her sabah kalkdığınızda:
Sübhanallahi ve bi hamdihi sübhanallahil azim, ve bi hamdihi estağfirullah.
Dedikten sonra arkasından;
Ya kafi, Ya Gani. Ya Fettah, Ya Razzak Ya Kerim, Ya Vehhab, Ya Zettavili, Ya Mecid.
Esmalarını okuyun. Kısa sürede işleriniz yoluna girecektir. İşiniz yoksa iş bulacaksınız, kısa sürede hayatınızdaki değişiklikleri fark edeceksiniz.

16 Eylül 2012 Pazar

İhlas suresinin aşağıdaki sekizli hatemi misk, zaferan ve gülsuyu ile Perşembe günü birinci saat olan müşteri saatinde yazılır,


* Allah rızası için iki rekât hacet namazı kılınır. Birinci rekâtta Fatiha ile İnşirah, ikinci rekâtta Fatiha ile Nas surelerini okunur,
* Namazdan sonra Allah'u Teâlâ hazretlerine 1001 defa tövbe istiğfar edilir,
* 1001 defa salavatı şerife getirip, 1001 defa İhlas suresini okunur,
* Her 100 defanın başında da bir defa;

اَ جِبْ يَا رُوقْيَائِيلْ وَيَا جَبْرَائِيلْ وَ ياَ مِيكَائِيلعَنْ يَااِيلْ وَ يَا سَمْسَمَاِيلْ وَ يَا كَسْفَيَائِيلْ وَ سَاعa nail olur ve her işinde başarılı olup, bütün hastalıklardan da Allah' u Teâlâ' nın izniyle korunup şifa bulur.

30 Ağustos 2012 Perşembe

KABUSUN 6 NEDENİ !!

http://i33.photobucket.com/albums/d73/s6xafterse7en/nightmares.jpg
Kimse derin bir uykudan yatağında bir yılan ya da alevler içinde kaldığını görerek uyanmak istemez. Kötü rüyalar –hatta daha kötüsü kabuslar- sinir bozucu olmakla kalmayıp bütün bir uykuyu, hatta bazen hayatınızı etkisi altına alabilir.
Genelde çocuklarda daha yaygın olmasına rağmen kötü rüyalar hayat boyu sürebilir. Peki uykumuzu mahveden bu kabuslardan kurtulmak için bizim yapabileceklerimiz neler?
http://img5.mynet.com/ha5/analiz/kabus1.jpg
1. Kaygı ve stres
Genellikle travmatik bir olay sonucunda ortaya çıkan kaygı ve stres, kabus görmenin temel nedenlerinden. Önemli bir ameliyat veya hastalık, sevilen birinin kaybı, kötü bir kazada kurban veya tanık olmak kabus görmenize neden olabilir. Fakat kabusun nedeni sadece travmatik olaylar değil. İşle alakalı veya ekonomik kaygılar, boşanma veya taşınma gibi büyük yaşam değişiklikleri, kısaca gündelik kaygılar da kabus nedeni olabilir.
http://img5.mynet.com/ha5/analiz/kabus2.jpg
2. Acı ve baharatlı yemekler
Neyi ne zaman yediğimizin gördüğümüz rüyalar üzerinde büyük etkisi var. Acı ve baharatlı yemekler vücut sıcaklığını ve metabolizma faaliyetlerini arttırarak uykuda rahatsız olmanıza sebep olabilir. Bu aynı zamanda yatma vaktinden kısa bir süre önce yemek yiyenlerin genelde kabus görmelerinin de nedeni.
http://img5.mynet.com/ha5/analiz/kabus3.jpg
3. Yiyeceklerdeki yağ oranı
Kesin olmamakla birlikte, araştırmalar gösteriyor ki, gün içinde ne kadar yağ oranı yüksek yiyecek tüketilirse, kötü rüya görme olasılığı da o kadar artıyor. Daha çok organik besinlere ağırlık verenler, gün boyu abur cubur tükenlere oranla daha seyrek kabus görüyorlar.
Kabusun 6 nedeni
4. Alkol
Alkol, kısa vadede, uykuya daldırmakta etkili olsa da, erkenden uyanmaya sebep olduğu için zararlıdır. Fazla alkol tüketimi, kabus görmenin sebeplerinden biridir. 
Kabusun 6 nedeni
5. İlaçlar
Antidepresan, yatıştırı, ve uyuşturucu gibi kimi ilaçlar, yan etki olarak kabusa sebep olabilir. Örneğin, bir araştırmada, ‘Ketamin’ adı verilen ve uyuşturucu olarak kullanılan maddenin kötü rüyalara sebep olduğu anlaşılmıştır. Benzer biçimde, sıtma hastalığının yaygın olarak görüldüğü bir ülkeye seyahat eden bir kişi ‘Lariam’ adı verilen maddeyi kullandığında, ilginç kabuslar görebilir. Genellikle kabuslar, hap kullanımı kesildiğinde, ortadan kaybolmaktadır.
Kabusun 6 nedeni
6. Hastalık
Grip gibi ateşli hastalıklar, bazen kabuslara sebep olabilir. Uykuda nefesin kesilmesi ya da çok uyumak gibi diğer uyku bozuklukları da kabus görme sıklığını arttırır.
Kötü rüyalar ya da kabuslar, belirli ölçüde olduğu sürece normal karşılanırken, uzmanlar, şiddet ve sertlik içeren rüyaların sıklıkla görülmesi halinde, bir terapiste danışılması gerekliliğini savunuyorlar. Ancak, tatlı uykular için yapılabilecek ilk adım, bu altı faktörü ortadan kaldırmaya çalışmaktır.

17 Ağustos 2012 Cuma

KALBİMİZ DİĞER BEYNİMİZ Mİ?

“Gerçek yalnız kalp gözüyle görülür“ demişti Küçük Prens. Ve bu doğrudur. Şimdi biz bile biliyoruz: Doğru düşünce sadece kalple mümkün. "Kafadan kalbe" ezoterik bir metafordan başka bir şey değil. İnsan kalbi üzerindeki son araştırmalar çarpıcı keşifler ortaya çıkardı ve bilincin muhtemelen kalp ve beyinin ortak bir başarısı olabileceğini düşündürmektedir.
Örneğin Kalpte beyindekine benzer bir sinir yapısı olduğunu biliyor muydunuz? Kalbin beyin fonksiyonlarımızı etkilediğini? Kalpten, beynimizinkinden 500-5000 kat daha fazla olan bir manyetik alan yayıldığını? Vücudumuzdan birkaç metre uzaktaki diğer insanların sinir sistemini ölçülebilir bir şekilde etkileyebilen bir manyetik alanı olduğunu?
Kalp, ariflik-kültürlerinde yüzyıllardan beri duygu, sezgi, akıl, tutku ve aşk merkezi olarak kabul ediliyor. Önemli bir ruhani merkez ve kendine ulaşımın kapısı. Milyonlarca insan kalp yöresinde bazı hisler algiladiklarindan söz ediyorlar. Ama yıllardır bu bize önemsiz gözüküyordu.
Bilim nihayet gelişti.
Son çalışmalar bize, kalbimizin sadece bir çeşit beynin olduğunu göstermekle kalmayıp, beyin ile nasıl bir iletişim içerisinde olduğunu ve algılarımızı ve duygularımızı nasıl etkilediğini açıklıyor. Ve şaşırtıcı bir çekilde ilişkilerimizde kalbin gerçek rolünü ortaya koyuyor.
Kalbimizdeki beyin
Tıpta, kalp uzun süre organik bir bahçe havuzu pompasına eşdeğer idi. Bu sadece vücuda kan pompalar ve eğer bozulursa değiştirilir. Şimdi bazı araştırmacılar kalbin, bir çok bilgileri alan ve işleyen çok hassas ve gelişmiş, bir duyu organı olduğunu ileri sürüyorlar.
Kalp tam anlamıyla ikinci bir beyin gibi gözüküyor. Bir çok araştırmacıyı şaşırtan son derece karmaşık sinirsel bır sisteme sahip olan kalbin, beyinden ve otonom sinir sistemimizden bağımsız yaklaşık 40.000 nörondan oluşan bir ağa sahip olması, ve çeşitli yollardan beynimizle irtibat içerisinde olması. Farklı afferent sinirler aracılığıyla, kalb sürekli beynimize bilgi gönderir ve böylece bizim algılarımızı ve zihinsel süreçlerimizi etkiler.
Kalpten çıkan sinirler beyinde medullaya ulaşıyorlar, ordan beyindeki daha yüksek merkezlerin içine bağlanıyor ve anlaşılan içgüdü, duygu ve korku merkezi amigdala üzerinde büyük etkisi var.
Burada ilginç olan Kalbin (kalpteki Beyninin) beyinden ve sinir sisteminden tamamen bağımsız „düşünmesi“.
"Kalp sinir sistemi kalbe (kalp-beyni) serebral korteksden bağımsız öğrenme, hatırlama ve karar almayı mümkün kılar. Bunun dışında bir çok deneylerde kalbin sürekli olarak beyine gönderdiği sinyallerin algılama, kavrama ve duyguların işlenmesi gibi yüksek beyin fonksiyonlarını büyük ölçüde etkilediği gözlemlendi.
("Rollin McCraty, Ph.D., Institute of Heart Math.)
Kalbin manyetik alanı
Daha şaşırtıcı olan keşif ise, kalbin manyetik alanı: Bu alanın elektrik bileşeni beyninkinden yaklaşık 60 kat, hatta manyetik alanı 5000 kez daha daha güçlü ve vucuttan birkaç metre uzakta ölçülebilir.
Bu kalp düzenli atışlarla tüm vucuda karmaşık ritmik şablonlar gönderir ve bunla bir çok işleyişi etkiler, beynimiz de kendini bu elektromanyetik atışlara senkronize eder.
Sevinç ve gevşeme anlarında solunum ve kan basıncı senkronize olur. Kalp böylece bizim kalple beraber dalgalanmamız için gerekli tüm vucudu senkronize eden sinyalleri göndermiş olur.
Olumsuz duygular çok düzensiz ritmik kalıplar oluştururken, aşk, sevinç ve diğer olumlu duyguların son derece pürüzsüz ve düzenli ritmik kalıplar oluşturduğu kalp spektral analizleriyle ispatlanmıştır.
Kalp bağlantısı – kalplerin senkronizasyonu
Bunun ilişkilerimiz için ne önemi var? Derin bir sohbette insanların beyinlerinin tamamen senkronize olduğu ve beyin dalgalarının üst üste çakışacak şekilde senkronize oldukları defalarca ispatlanmıştır. McCraty ve ekibi şimdi bu araştırmaları genişlettiler ve kalbin bu süreçte önemli bir rol oynayabileceğini düşünüyorlar.
"HeartMath Enstitüsü'nde deneylerde kalbin elektromanyetik alanın insanlar arasında bilgi iletebileceği dair önemli kanıtlar elde edilmiştir. Birbirinden 1,5 metre kadar uzaktaki bireyler arasında kalp enerji değişimi ölçmek mümkün olmuştur. [.. .] Bu deneylerin sonuçları sinir sisteminin bir çeşit, diğer insanların kalplerinden çıkan elektromanyetik alanlara ayarlı, anten gibi çalıştığını düşündürmüştür. Bu, bilinci artıran ve diğerlerine karşı gerçek empati ve hassasiyet sağlayan, enerjik bilgi alış verişi yeteneğinin doğuştan olduğunu sanıyoruz.”
Bir endokrin bezi olarak kalp
Kalp, biyolojik olarak da, sadece pompalamaktan çok daha fazlasını yapar: 1980 lerde, kalp ilk olarak bir endokrin bezi olarak sınıflandırıldı. Kalp sinir sisteminde, aynı beyindeki gibi, tüm vücut üzerinde bir etkiye sahip çeşitli nörotransmitterlerin ve hormonlar salgılanır: noradrenalin, dopamin ve oksitosin bu hormonların en önemlileri, bu arada oksitosin, anne sevgisini, dayanışmayı, hoşgörüyü, anlayışı ve sosyal davranışı etkilediği için "aşk hormonu" olarak adlandırılır.